11 Ekim 2009 Pazar

adam tanrı lan.

bugün tanrıya mektup yazdım.
önce çok samimi bi hava estirdim ben. böyle bi "karşında arkadaşın yok senin" dedirten bi havaydı.
sonra duygusallaştı mektup.

"tanrım. lütfen beni ve sevdiklerimi uzun süre yanına alma.burda yaşancak onca renk varken.."

sonra mektup elimde patladı.
NASIL GÖNDEREBİLİRDİM Kİ?

8 Ekim 2009 Perşembe

baya sarı böyle.

hacer ablamın kahve falımda gördüğü "çok renkli hayat" bugün bulduğum sarı ojelerden ibaretse küserim.

6 Ekim 2009 Salı

bana öyle bakma. mezunum çünkü ben. n'oldu ki?

şimdi bugün sınıfta şahit olduğum bir telefon konuşmasını aktarıyorum;
"alo canım nassııığn? ay ben de iyiyim işte. haftada kaç saat sizin? hıığm. mat2'de nerdesiniz? hıığm. nası yoğun mu yoksa gelişigüzel mi? hıığm. tenefüsler kaç dakka sizin? hıığm. fatmagiller, sibelgiller napıyomuş? hıığm. neyse canım ben kapatıyom. sen ararsan görüşürüz yine. öptüm başbaş."

öncelikle kendi dersanesiyle telefondaki şahsın dersanesi kıyaslanıyor. o anda akla gelen bütün sorular yöneltiliyor. teneffüslerin süresine kadar sorulduktan sonra aramak istenen ama "ben ne araycam be onlar beni arasın" düşüncesiyle aranamayan kişiler soruluyor. burada iki isim geçiyor fakat -giller- eki akıllara "başkaları da var" düşüncesini sokuyor.
fatmagiller=fatma ve yandaşları.
sibelgiller=sibel ve yandaşları.
tıpkı baklagiller ve kedigiller gibi, ama tam da değil gibi.
sonra konuşma son derece hayvanca bir cümleyle sonlandırılıyor. "sen ararsan görüşürüz." denirken "yoksa benden telefon bekleme. ben süperim. biz mat2'de sizden öndeyiz zira." demek isteniyor. ve son darbe olan "başbaş" karşıdaki henüz diğer darbeyi sindirememişken indiriliyor...

bi de adamlardan biri arabayla geliyomuş dersaneye. onunla arkadaş oluyum da yol parasından yırtıyım böylece. acaba modeli ne. acaba kaç yapıyo. acaba üstü açılıyo mu. çok merak ediyorum. dersanenin oraya park etmemiş öyle dedi. eğer bana yamuk yaparsa arabaya kadar takip edip anahtarla çizcem. adamı çizcem böyle ortadan. düşünsene.

gece bana sivrisinek dadandı. yaz boyunca toplamda iki sivrisinekle muhattap olmuştum. adam ekim'de geldi buldu beni. kalbim kırıldı.

iştöyle.

4 Ekim 2009 Pazar

of var yaa.





























biz şööylece iki gündür gülmekten öldük öldük, nasıl ama, görsen.
istanbul'dan serhatkar geldiği için biz şööylece buluştuk falan işte.
dün dışarlarda takıldık. bugün de serhat'ın arkadaşının evine ev oturmasına gittik. reyyan, merve, ben. sonra işte çoraplarımızla falan oturduk. cips aldık aysti aldık kuruy-emiş aldık.
orda işte gülmekten öldük öldük ağladık falan.
çok eğlendik lan ama.
oy.

sonra akşam annembabamablamben çiftliğe gittik. yemek falan yedik. ordan da lunapark'a gittik. çarpışan otolara bindik. babama çarptık kızdı bize. annemi de yolda indirdim.sonra bişeye bindik, böyle ayakta oturuyosun. evet. ayakta oturuyosun lan gerçekten. o çok korkunçtu. ablam ağladı. sonra kıreyzi dens'e bindik. kafamı çarptım. sonra beynim aktı. toplamaya çalıştım ama hepsini bulamadım, o kadar çok yani düşünün. sonra şişti kafam şöööyle. orda bi de bürge'yle karşılaştık, sonra güldük falan. dünya çok küçük azizim.

sonra eve geldik.
çok yoğun bir haftasonuydu.
yarın da tatil işte. artık tadında bırakalım, güldük bitti, yarın da ders falan. OFLAN.

dün ben psikoloğa gitmiştim ya. psikolog tanıdık çıktı falan. tesadüfler fena. sonra bana "sana test yapçam ama ne testi olduğunu sonra söylicem" dedi. ben çözerken onun zeka testi olduğunu anladım. stres oldum. içeri gidip zeka testi olduğunu anladığımı söyleseydim teste gerek duymayabilirlerdi, zekiyim diye. çok zor sorular vardı. sonra iki tane kadın gelip konuştular. dikkatim dağıldı. sonra işte öyle. yani gerizekalı çıkarsam saymam onu diyorum.

hadi görüşürüz ya.
uykum geldi.
yatçam ben.

2 Ekim 2009 Cuma

serhat kar.

serhat kar, yarın ankara'lı hayranlarıyla buluşmaya geliyor. serhat kar için yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ankara'ya, serhat kar kendini iyi hissetsin diye bir adet deniz bir adet de kız kulesi konuldu.

hayranlarının büyük çoğunluğunu kızların oluşturduğu tahmin edilen serhat kar, bakalım ankaramızı beğenecek mi?

bir mezunun ibret dolu hikayesi.

naber?
günler acayip geçiyo.
dersane başladı falan. kitaplar dağıttılar bize. modüller dağıttılar. yeni defterler aldım.
aynı okul gibi ama değil. forma giymiyosun mesela bunda. bi de tenefüste bahçeye çıkıp mal mal koşturmuyosun. okulda teneffüslerde mal mal koşturduğumdan değil de, hani, yani, mesela.

dersanede çok ilginç tipler var. mesela sınıfta üç tane adam var. ama bitanesi haftada üç yaş gençleştiği için adamdan saymıyorum onu artık. yaşını her seferinde farklı söylediğini farketmediğimi mi sandın seni lanet olası?

bi tane kız var hep meyve getiriyo. bugün armut ve mandalina getirdi. çantasından karpuz çıkarırsa o karpuzu kafama atmasını isteyeceğim.

bi tane kız var, hani mezun olmayı yedirememiş, üç ay boyunca aşamamış olayı, böyle "ben zaten her şeyi biliyorum da, ööyle bi daha deniyim dedim, cevap 5 bu arada, işte sonra ben zaten işte ehehh zaten yani, cevabın 5 olduğunu söylemiş miydim?" gibi tavırlar sergiliyo. böyle sözlü notu kapmaya çalışan öğrenci psikolojisinden kurtulamamış. üzüldüm ona da işte. sesi de bi garip.

hoca adamlardan birine soru sorduğunda adam "hhhss. bu yaştan sonra. yani. ben mi cevaplıycam gerçekten?" falan diyo.

meyveli kızla cevap5 kız hergün etüt alıyolar. bigün felsefeden etüt alcaklar bak görürsün.

sonra merveveosmanla falan buluştuk. sonra evrim diye biri vardı. sanki onun canı çok sıkılıyo gibi. sanki o böyle sürekli eve gitmek istiyo, ama eve gidince de sıkılıp dışarı çıkmak istiyo, oturmak istiyo ama oturunca kalkmak istiyo falan, öyle biri bence. yani napsak canının sıkıntısı geçer acaba. bi günümü bunu düşünmeye ayırcam. bi gün sürmeyebilir ama. işte, öyle.

günlerim böyle geçiyo lan işte. bi de babam "ikinci tercihlere bi bakıver." dedi. bakıveriyim.

yarın psikoloğa gitçem ben. hey, üzülmeyin, sakin olun, hey sen BIRAK O JİLETİ ELİNDEN! falan. dikkat dağınıklığı geçirttirme seansları akar.

neyse çok yoğunum işte. hadi görüşürüz.