13 Haziran 2009 Cumartesi

ıpçısıpçısıpçıs

alalalalalalahsdöfnövmöc

o değil de
sınav yarın sabah lan
ahhahahhhahhh!

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaahjmöçşnb

11 saat 57 dk.

13haziran.

yarın öss var lan!
kurduğum şu cümleye bak.ayıp bişey.bugün hiç gelmicek gibiydi.sanki sonsuza kadar dersaneye gidip sonsuza kadar öss'ye hazırlancakmışım gibiydi.ama işte bugün 13 haziran cumartesi ve avuçlarım terliyor.

bilgisayarı ve interneti odama aldım.bunun gibi anları bütün yıl bekledim ama şu an hiç de bi anlamı yok benim için.ne bileyim.pek de bi bok olmadı açıkçası.artık ders çalış diye gözümün içine bakan kimse de yok.okunacak bir sürü kitap ve izlenecek filmler bana göz kırpıyor.ama şu an,hiç birini istemiyorum gibi bi hisse kapıldım.bilmiyorum n'olcak.

bi kaç gecedir doğru düzgün uyuyamıyorum da.uyuyorum,bir sürü saçma sapan rüyalar görüyorum,uyandığımda saate bakıyorum ve 10dk geçtiğini görüp "allah allah neyse uyuyayım bari" diyorum ve sabaha kadar tekrar tekrar yaşıyorum bunu.10'ar dk uyuyorum yani.hayır ola.

ne pis işmiş argadaş bu!
avuçlarım terliyor.
avuçlarım!

12 Haziran 2009 Cuma

"bizler,dünyanın şarkı söyleyen ve dans eden pislikleriyiz."

meraba.
bugün karne günüydü.
bir gün önceden toplu msjlarla "11 gibi okulda olak" kararına varıldı.11 gibi burcu'yla (evet evet o burcu:D) durakta buluşup okula gittik.okul bahçesine girerken 11. sınıflardan bir genç kızımız bana "beşyüzbinin var mı gı?" dedi.ben de "yok" dedim.arkamdan "bana ters ters gonuşma ssskerim seni haaa" diye bağırdı.

okula girdiğimizde bahçede karne almayı bekleyen rengarenk bir kalabalık vardı.9. sınıfı,10.sınıfı,11.sınıfı deli deli bir o yana bir bu yana koşuşturuyordu.bu okulda her karne günü öncesi "formanızla gelceğniz.formasız gelene karne verilmeyecek.hiza mesafene bak oğlum.oğlum!oğluum!" denir.bu yüzden öğrenciler sabah muhtemelen "lan.kotumu giysem mi?vermezler mi acaba.aslında vermeseler iyi ama,giysem mi giymesem mi.giymek istememek.güzel giyinmek istemek." gibi şeyler düşünmüşlerdir.neyse.sonuç olarak tek tük formayla gelenler yine vardı.

müdür yardımcısının yanına gittiğimizde karnelerin saat 1'de verileceğini öğrendik.zaten bizden de kimse yoktu."hocam bizimkileri verseniz.son sene hani.hani biz misafiriz.sevin bizi?" tadında cümleleri boşa sarfettikten sonra kızılay yolunu tuttum.burcu evine gitti.dersaneye gidip dünyanın en süpersonik insanlarından biri olan mustafa hoca'yla vedalaştım.sena'yla buluştum.melekler ve şeytanlar'a bilet aldık.yemek yerken sevgili annem aradı.karnemi alıp almadığımı soruyordu.sonra alırım yyea yanıtını alan annem sorumsuz kızının çılgın rahatlığı karşısında sinirlenip karnemi almazsam eve gelmememi söyledi.bana göre hava hoştu.bu gece eve gitmezsem koymazdı.sınav öncesinde kimseyle delicesine muhattap olmak istemediğimden sena'nın da gazıyla yine balgat'ın yolunu tuttuk.sena bizim okulu çok mu sevmişti?bilmem.bu sefer otobüsle gittik.okula girmeden bürge'yle karşılaştık.burdan kendisine selamlar.çok seviyorum onu,yerim.neyse.gittik.karnemi aldık.teşekkür almışım efendim.aa,ben teşekkür ederim dedim,okuldan çıktım.bir daha da bok giderim.tekrar kızılaya gittik,filmimizi izledik.güzeldi.kitabını okumadığım için konuya yabancıydım.kitabı okumuş olan sena filmin sonlarına doğru "of var ya çok şaşırcan ehei ehö" falan dedi.şaşırdım.ama çok değil.ha filmde bizim ewan mcgregor var ya,trainspotting'n mark renton'ı ayol,o oynuyordu.yaşlanmıış,çökmüüş.ben böyle melekler ve şeytanlar gibi filmleri pek sevmiyorum,yoruyor beni sanırım.sonra sena pool'a okey oynamaya gitti.ben de çok yorgundum,eve geldim.(sinemada güneş gözlüğümü unutup geri döndüğümü,sena'ya da "ay sen git ben gelmiyom" dediğimi itiraf etsem mi etmesem mi sorunsalına girdim,edeyim lan nolacak dedim.ettim de.naber iyi misin bu arada?)

eve dönerken annemin taksitini yatırdım.yani annemin taksiti değil,annemin yatırması gereken taksit.evet.sonra kendime sınav için bir adet kalem,bir adet silgi,bir adet de 0.7 uç aldım.kasada cüzdanımdaki bozuk paralar etrafa saçıldı.sinirlerim bozuldu.sonra da otobüse bindim geldim işte.
bugün de böyle geçti.
yarın öss'den önceki son günüm.
her şey hazır.
açık hava,bozulmaması gereken bir mide ve gece iyi uyuması için hafiften yorulması gereken bir genç.

10 Haziran 2009 Çarşamba

sena doğru söylüyordu.aile,toplumu öldürüyordu.


annem ve babam ikiyüzlüler.
ikiyüzlü olmadığım ve ikiyüzlü bir erkekle evlenmeyeceğim için çok mutluyum.
annem ve babam hep kötü kokular yayarlar.
kötü kokular yaymadığım ve kötü kokular yayan bir erkekle evlenmeyeceğim için çok mutluyum.
annem ve babam.
sonra da ergen serzenişleri derler.
hep derler.
gelsinler ve annem ve babamla yaşasınlar.kendilerinde gördükleri ilk değişim,ergenlik belirtileri olacaktır.ben reşitim bu arada.niye ki?
doğduğum günden itibaren bana sağladıkları tüm maddi olanakların listesini çıkarıp,kabaran borcumu ölümüme yakın bir zamanda tamamladıktan sonra (şu an babam "bilge iyi bir filmin varsa getir de izleyelim beraber" dedi."tabiki iyi bir filmim var.ama sen anlamazsın ki baba?" diyemedim.sadece "yok." diyebildim.) nirvanaya ulaşabilirim.
bu arada,manevi olanaklar da sağladılar bana.ama hepsini yaktılar elleriyle.ben çok seviyordum mesela manevi olanaklarımı.ama geri aldılar.üzüldüm mü?şimdiki halimden oldukça memnunum.üzülür müyüm?belki.
babam,sevimli bir adamdır.tanıyanlar delicesine severler.düşüncelerine hayrandırlar.benim yüzümü buruşturarak dinlediğim muhabbetlerini gözlerinden ışıklar fışkırtarak dinlerler.bazen çok iyi olur.yanakları falan vardır.sinemayı ve tiyatroyu sever,oynamayı sevmez.suratı kırmızıdır.çok kitap okur,ne sorsalar anlatır.benim sorduklarımaysa "al şu kitabı,oku." cevabını verir.en azından bana verecek kitaplarının olması beni mutlu eder.tanımadığı gençleri etrafına toplayıp dünya görüşüyle,küçük beyinleri yıkar.içlerinden zeki olanları teraziyi çalıştırır,diğerleri duyduklarını aynen uygular.ikna kabiliyeti diyoruz buna.ikna edemedeği insanlar azınlıktadır.ikna edemediklerinin başında geliyor olmaktan gurur duyarım.henüz görüşlerinin karşıtları hakkında yeterli bilgim olmadığından çoğu zaman onunkilere katılıyor görünürüm.sadece dinlerim.etkilenmemek için direnirim.hayattaki amaçlarımdan biri,babam kalabalık bir ortamda etrafa düşüncelerini fışkırtırken araya atlayıp tenis raketiyle fışkıranları babama yöneltmektir.hayat hikayesini bildiğim için,ondan nefret ettiğim zamanlarda hiçbir şey düşünmemeye çalışırım.sonuçta onu genel olarak sevmem.
onu,düşüncelerini,dinini,hayatını...

annem babam kadar sevilmez.babam kadar çok şey bilmez.o da babamın ikna edebildiklerinin başında geldiği için gurur duyar.bu bakımdan yollarımız başta ayrılır.her anne gibi sürekli her şeyin benim iyiliğim için olduğunu söyler durur.ders çalıştığım akşamlarda! odama getirdiği meyve tabakları beni mutlu eder.soğuk biridir.ona bir şey anlatırken çok dikkatli olurum çünkü hiç aklıma gelemeyecek bir şeye takılır kalır,kavga çıkartır.böyle insanlara geçimsiz deriz.babam ne dese ona mantıklı gelir.hiç bir şekilde düşünmeden kocasının her sözüne tapar.öte yandan eğitim hayatım boyunca ramazan hariç hiç bir zaman hazırlanmamış bir kahvaltı görmedim.bu yüzden kendisine sonsuz teşekkür ederim.kahvaltıyı ne kadar sevdiğimi bilir de.fazla arkadaşı yoktur.yemekteyiz programını çok sever.sinemaya gitmekten hiç hoşlanmaz.evinde oturup tv izlemeye bayılır.espriden anlamaz.çok alıngandır.mantıklı olmadığından emin olduğum ilginç bir hayat felsefesi vardır.babamla evlenme hikayeleri sohbet konusu olduğunda "tam benim istediğim gibi biri.beni bir sürü erkek istedi ama ben babanız gibi birini bekledim hep." der.buna da tencere kapak deniliyor.

bir de ablam var.aslında sadece annem ve babamdan bahsedecektim ama hep "hiç benimle fotoğraf çektirmiyorsun.hiç yazılarında ben geçmiyorum." gibi şeyler söylediği aklıma geldi ve aradan çıkarayım dedim.
ablam,ilginç biridir.lise sona kadar annem ve babam gibilerin isteyebileceği her özellik onda mevcuttu.lise hayatı boyunca yazılı haftalarında kahvaltıya ders notlarıyla oturan,hiç bir şekilde okulu asmamış olan,aşırı çalışkan,başarılı,süpersonik bir öğrenciydi.sosyal hayati annem ve babamın istediği gibi geçip gidiyordu.düzeyli bir ilişkisi vardı.düzeyli gibiydi evet. (o zamanlar 18 yaşında olan ablam sevgilisinin yıllar sonra "ben filozof oldum" diyeceğinden habersizdi elbette)öss'den yediği kazık onu 359 derece döndürmüş olacak ki,ablamın -belki kendisi bunu inkar ediyor- kişiliğinde hafif bir sallantı gerçekleşti.bana kalırsa bu hali eskisinden çok daha iyi ama bu durumdan hoşnut olmayan annem ve babama yazık değil mi?hukuk okumayı çok istediği için hukuk okuyan ablam sürekli "bu hukuk var ya sevilmeden okunmaz yani.ben çok seviyorum sevmesem okuyamam" derken sayısını bilmediğim kadar dersten kalışı hakkında konuşmayı pek sevmez.çok eğlenceli biridir.beni annem ve babamın şerrinden korur.bir çok açıdan onlar gibidir ama,belki de genç olmasının verdiği bir,ne bileyim bir şey var işte,o şey,beni gülümsetir.dışardan gelince üstünü başını değiştirmeden odama uğrar,günün özetini anlatır,hoşuma gider.aramızda dört yaş olmasına karşın beni adam yerine koymasınınsa hastasıyım.bi de blogumun sıkı takipçisidir.yerim.

amacım lafı uzatmak değildi.akşam yemeğinde annem ve babamla tartışmam üzerine bir kaç sözcükle rahatlayacaktım ama durunamadım.tartışma konumuza gelince,o bambaşka bir tartışma konusu.

9 Haziran 2009 Salı

hayatımız sınav neticede.


bu hafta bol bol patates püresi,balık,portakal suyu,ceviz,üzüm,fındık,badem,muz,avakado,ananas,bambu tohumu,kakao yaprağı,kauçuk tüketmeliyim.
cumartesi günü açık havaya çıkıp kolbastı oynayıp amuda kalkarak dolaşmalıyım ki yorulayım,gece rahat uyuyayım.
son 3 gün deneme sınavı çözmemeliyim.
yavaş yavaş çalışmayı bırakmalıyım.
bu aralar hiçbir şey bilmiyormuşum gibi hissederim ama bu normal.
sınav sabahı bir dilim kızarmış ekmek yemeliyim çünkü kızarmış ekmek mide asitini alır ve heyecandan oluşan karın ağrım engellenir.

ya bi git!

8 Haziran 2009 Pazartesi

pis burcu.

*normal adımlarınla,20 adımda,çikolatalı gofret yemeyi dene.kolbastı gibi.ilk başta yapabilcekmişsin gibi geliyor,uygulamaya kalkınca göt olunuyor.

*asansörde apartman görevlisi amca "sbs'ye girdin mi nası geçti?" dedi.sbs'ye girdin mi kısmı formaliteden sorulmuştu,girdiğimden emindi.nasıl geçtiğini merak ediyordu.şöyle bi baktım."öss'ye gircem ben." dedim."pazar günü?he tağam iyi akşamlar" dedi indi.deli mi ne.

bugün yarım saatte neler yaptım?anlatıyorum,bak dinle.(mat1 mat2 deneme bitirdim falan gibi bi şey beklenebilir öss'ye 6 gün kala ama,hiç de öyle değil be goçum.)
şimdi bilgi kuramı diye bir ders var.konseptimiz şu;bi konu veriliyor,münazara konusu tadında.onu hazırlıyosun makale gibi.10 dk süreyle sunuyorsun,karnene 5 geliyor.tabi biz konseptin içine sçarak internetten hiç okumadan makale indirip hocaya verdik.1. dönem böyle oldu.ben slayt falan hazırlamıştım gerçi.bazen gerçek bir gerizekalı oluyorum.neyse.bu dönem de internetten indirip vercektik.rapordu bilmem neydi derken unuttuk.geçen hoca haber salmış dört bir yana."ödevlerini getirsinler 0 vercem" diye.neyse,bunun üzerine çok yakın arkadaşım burcu,karşı apartmanda oturur,bayağı yakın arkadaşım ama,onu da belirteyim konumuzla ilgili çünkü, "ben indiririm ya sen uğraşma,pzt denemeden sonra okulun orda inerim veririm,sen şeyapma he tamam oldu sen boşver ben şipşak yyaaa tamam ben yaparım" gibi şeyler dedi.ben de "vaay tamam lan o zaman" dedim.bugün beni aradı.
+şey bilge ben ödev vardı ya şey onu unuttum.
-nası ya?o zaman şimdi internet kafeye gidip indirip götürüver.
+ya şu an gidemem denemeden çıktık,konu çalışcam.
-burcu 0 düşcek ama sen şeyetcem dediydin!
+ya şu an gidemem yarın götürürüm.
-bugün son gün lan!ya tamam kapat neyse tamam ben yaparım.

yanımda da sena vardı.yemek yiyecektik.hava 56 dereceydi.
sinirlerim cızlamış bi şekilde olayı sena'ya izah ederken sena hızlı hareketlerle toparlandı ve kendimi internet kafede elimde çıktılarla buldum.burcu için de ödev indirdik tabi.ya ne yapacağıdık?sonra okula hızlıcanak yetişelim diye taksiyle gidelim dedik.paramız da az.burcu'yu aradık,dersanesine uğrayıp ondan biraz para alalım diye.aradığımda burcu dersanede değiiil börgır king'de olduğunu ve hiç parasının olmadığını söyledi.telefonu kapattım.ya ne yapacağıdım?taksiye bindik."balgat ömer seyfettin lisesi'ne amca,acele!" dedik.puşt taksici yolu uzattı.12 buçuk tl para aldı.'can kırtasiye'den dosya aldık.ödevi dosyaladık.koşar adımlarla okula girdik.girişte coğrafyacı şükran hoca "gözüme görünme gözüme görünme" dedi."höe?" dedim."ehehehe yok bişey" dedi.sonra müdür yardımcısı aysun hoca'yı buldum."hocam yıldız hoca nerde acaba?" dedim."sen bana karşıdan bi sandviç ekmeği al da gel bakim" dedi."höe?" dedim.hiç oralı olmadı.gerçekten birinin gelip ona sandviç ekmeği getirmesini bekliyordu.koşarak uzaklaştım.bu sırada sena da okulu gözlemliyodu.içinden "ne güzel bahçe hey hey" falan gibi şeyler geçiriyordu.öğretmenler odasında bir hoca vardı.yıldız hoca'nın kankası olan gadın.bilgisayara not geçiriyordu."hocam yıldız hoca nerde?" dedim.karşıda "2miz kafe var ordadır büyük ihtimalle.bulursan söyle telefonuna baksın" dedi.karşıya gittik.gerçekten de yıldız hoca oradaydı.beni ve elimdeki dosyaları görünce kalbi kırık bir şekilde bana baktı.sinirlenmiş idi.accık söylendikten sonra güldü falan,neyse ki yırttım.ama 3 vercekmiş.neyse.(hayvan karı!).sonra bir de baktık otobüs gelmiş."hocam sağolun hadi iyi günler" dedim,sena'yla koşarak otobüse bindik.
bize yıldız hoca'yı buldurtcan kadının "söyle telefonuna baksın" cümlesi kulağımda çınladı.işimi halletmiştim,gerisi beni bağlamıyordu.sena'ya teşekkür ettim.burcu'ya iğneleyici bir mesaj attım.dersaneye gittim.

o değil de pazar öss var ha.benden söylemesi.